Gündem

CEHENNEMİN KAPISI ARALANDI: MAFYA ROMANTİZMİ VE TÜRKİYE’NİN TEHLİKELİ HAYRANLIĞI

Handan Demir – EHA Ankara Temsilcisi Türkiye, organize suç dünyasının en tartışmalı isimlerinden biriyle yeniden sarsıldı. “Cehennem Necati” olarak bilinen Necati Coşkun Arabacı, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda gözaltına alındı. Uzun

CEHENNEMİN KAPISI ARALANDI: MAFYA ROMANTİZMİ VE TÜRKİYE’NİN TEHLİKELİ HAYRANLIĞI
  • PublishedEkim 7, 2025

Handan Demir – EHA Ankara Temsilcisi

Türkiye, organize suç dünyasının en tartışmalı isimlerinden biriyle yeniden sarsıldı. “Cehennem Necati” olarak bilinen Necati Coşkun Arabacı, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda gözaltına alındı. Uzun yıllardır Almanya’da “Hells Angels” bağlantılı suç örgütleriyle anılan Arabacı’nın adı; fuhuş, insan kaçakçılığı, gasp ve haraç gibi ağır suç dosyalarıyla dolu. Ancak bu gözaltı kadar dikkat çeken bir başka şey daha var: toplumun mafyaya olan tuhaf, tehlikeli hayranlığı.

 

Türkiye’de organize suç örgütü liderleri, zamanla “efsane”, “reis”, “delikanlı”, “adam gibi adam” sıfatlarıyla anılmaya başlandı. Sosyal medyada, filmlerde, dizilerde ve hatta günlük hayatta; yasadışı güç figürleri bir “adalet dağıtıcısı” gibi idealize ediliyor. Mafya üyeleri, sanki devletin yapamadığını yapan adamlar gibi sunuluyor. Toplumun bir kesimi, onların hapse girmesini “ihanet” olarak bile görüyor.

 

Sosyologlara göre bunun temelinde adalet duygusuna olan güven kaybı yatıyor. Vatandaş, adaletin yavaş işlediğini, suçluların cezasız kaldığını düşündükçe, “kendi adaletini sağlayan” mafya figürlerine sempati besliyor. Bu ise tehlikeli bir kültürel sapmayı beraberinde getiriyor: mafya, devletin yerine konuyor.

 

Türkiye’de son yıllarda yükselen “mafya romantizmi”, aynı zamanda otoriteye duyulan özlemin bir yansıması. Mafya liderleri, toplumda bir tür baba figürü gibi görülüyor. Koruyucu, cezalandırıcı, kuralları olan bir sistemin sembolü hâline getiriliyorlar. Bu durum, toplumsal bilinçte şu çelişkiyi doğuruyor: suçlu olduklarını bilsek bile, “yiğit”, “dik duran”, “devlete kafa tutan” tavırlarıyla sempati kazanıyorlar.

 

Medya da bu algıyı besliyor. Dizilerde romantik bir “mafya aşkı”, sosyal medyada “delikanlılık manifestoları”, YouTube’da “efsane röportajlar”… Hepsi, organize suç kültürünü parlatıyor, “kötü ama karizmatik” bir kimlik inşa ediyor.

 

Necati Arabacı gibi isimler, karanlık suç geçmişine rağmen hâlâ “efsane” gibi anılıyor. Oysa o “efsaneler”, insanların hayatlarını söndürmüş, korku salmış, para karşılığı düzenleri yıkmış isimler. Ama toplumun bir kesimi, hâlâ o korkuyu güçle karıştırıyor. Bir ülkenin halkı korkandan değil, korkusuz adaletten yana olmalıdır. Ancak Türkiye’de bu çizgi, giderek daha da bulanıklaşıyor.

 

Necati Arabacı gözaltına alınırken bir kesim “yakalandı” diye sevindi, bir kesim “efsane geri döndü” diye övündü. Oysa bu tablo, tek başına bile bize şunu gösteriyor: Türkiye sadece suçla değil, suçu yücelten kültürle de mücadele etmek zorunda. Gerçek kahramanlar, silah tutanlar değil; adaleti savunanlardır.

Written By
admin

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir